AnA SaYfA
ZiYaReTçİ DeFtErİ
ÇeVrE iLe iLiGiLi yAzıLAr
=> ÇeVrE rEsİmLeRi
BiZi TaNıYıN
AnKeT
ÇeVrEdEn HaBeRlEr
OrMaNlArImIz
İş BöLüMü
KüReSeL IsInMa
OrMaN GeNeL MüDüRlÜğÜ
DoĞaMıZ

KÜÇÜK ÇEVRECİLER KULÜBÜ
YAZAN: CEREN TABAK
KEDİLER NELER YAPARLAR?
BU YAZIMDA SİZE KEDİLER HAKKINDA BİR SÜRÜ BİLGİ VERECEĞİM.
Kediler neler yaparlar?

İşte kedilerle ilgili on soru... ve cevapları!

Kediler niye somurturlar?
Kediler için insanlar çok iridirler. Kediyi azarlarsanız onu korkutursunuz. Ve kedinin gözlerine, onu eğitmek için dik dik bakarsanız sizi rakibi olarak görmeye başlar. Pek çok hayvan için gözler güç simgesidir. Kedinin bedenine göre gözleri çok büyüktür. Rekabet ortamında, güçlü bir kedi hasmına dik dik bakar ve rakibi düşmanlığı tırmandırmaktansa bakışlarını kaçırmayı tercih edebilir. Yani kediniz siz ona ısrarla baktığınızda bakışlarını kaçırıyorsa teslim oluyor demektir.

Kediler düş görürler mi?
İnsanlar gibi kedilerin de derin ve hafif uyku süreçleri vardır. Rüya görme derin uyku sürecinde gerçekleşir. Derin uyku sırasında kedilerin patileri kıpırdar, bıyıkları seğirir, kulakları silkelenir. Bazen mırıldanırlar.

Kedilerin kuyruğu neden sallanır?
Kedi kendini rahatsız hissettiğinde kuyruğu hafif titremeye başlar. Eğer kuyruğun tamamı dikleştiyse ve şiddetle sallanıyorsa bu çok heyecanlandığını gösterir.

Kediler neden kuyruğunu titretir?
Bir sebebi atlamadan önce dengesini sağlamak içindir. Diğeri avının dikkatini dağıtmak içindir. Eğer av hareketsiz kalırsa kedi ona odaklanamaz, kuyruğunu sallar ve avın hareketlenmesini sağlar.

Kedi kuyruğunu bir o yana bir bu yana sallıyorsa ne anlama gelir?
Yumuşakça bir o yana bir bu yana sallanan kuyruk memnuniyet göstergesidir. Kedi sessizce oturuyor ve kuyruğunu hızlıca sallıyorsa bir şeye odaklanmaya çalışıyordur. Eğer kuyruk şiddetle kamçı gibi sallanırsa kedi öfkelenmiştir. Bu sıkıntısının ve üzüntüsünün belirtisidir. Kuyruk bir hızlı bir yavaş sallanıyorsa, bu da kararsız kaldığı anlamına gelir.

Kediler neden ayaklarımıza sürtünür?
Kedi kafasını veya çenesinin yanlarını size, mobilyaya veya herhangi bir nesneye sürtüyorsa, bu bölgesini işaretlemek için koku bıraktığını gösterir. Kafasının önündeki, ağız çevresindeki ve çenesindeki dokular feremon isimli bir kimyasal salgılar ve sürtünmeyle karşı tarafa geçer. Kediler kokuların ne kadar zaman önce bırakıldığını anlar ve buna göre tehlikeye karşı dikkatli olurlar.

Kediler neden yuvarlanırlar ve karınlarını açarlar?
Nadirende olsa insanları böyle selamlarlar, bir kedinin sahibine yapacağı en büyük iltifattır. Bu hareket kedinin sizi ne kadar çok sevdiğinin ve sizin yanınızda ne kadar mutlu olduğunun göstergesidir. Karnını tamamen açması kendini son derece güvende hissettiğini belirtir, çünkü karnı en zayıf noktasıdır. Okşanmayı veya oyun oynamayı istiyor olabilir. Eğer karnı açık uyuyabiliyorsa bu size olan güveninin doruğa vardığına işarettir
Kedilerin hafızası köpeklerinkinden 200 defa daha güçlüdür. Bu hafıza seçicidir ve sadece işinene yarayacak bilgiler İnanması zor ama yılanları taklit ederler. Kedinin tıslaması neredeyse yılanınkinin aynısıdır-ve yılan doğadaki en ürkütücü yaratıklardan biridir. Aslında tıslamak hayvanlar dünyasında çok yaygındır. Kedi tısladığında ağzını yarım açar, üst çenesini geri çeker ve yüzünü buruşturur. Bu sırada nefesini o kadar hızlı bırakır ki yakınındaysanız rüzgârını hissedebilirsiniz. Bu şiddetli nefese tükürükler eşlik eder. Hemen her zaman düşmanı püskürtmede işe yarar.

Kediler renkleri görürler mi?
Eskiden kedilerin renk körü oldukları anılırdı, ama şimdi biliniyor ki bazı renkleri ayırt edebiliyorlar. Temelde dünyayı mavi ve yeşilin tonlarında görürler. Aslında renklere pek dikkat etmezler. Bu, doğada yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli bir özellik değildir.

YAZAN:Şimal Yıldız YURDAKUL

CENNET KUŞU:

Temel Özellikleri

Erkek kuşun muhteşem üreme tüyleri cennetkuşunun karakteristik özelliklerindendir. örnekleri avikültürde sergilenmiştir, fakat özel yuvalama alışkanlıkları sebebi ile kayıtlarda üreme oranının düşük olduğunu görüyoruz. Cennetkuşları ilk olarak Portekizli deniciler tarafından, Afrika'nın Widah limanından getirilmiştir. Kuşun ismi burdan gelmektedir. Aynı zamanda erkek kuşun siyah tüyleri sebebiyle dul kadın kuşu olarak bilinir.

Beslenme ve Barınma
Yabancı ispinoz yemi karışımlarına eklenen akdarı döküntüleri, yeşil ve canlı gıda ile beslenmeleri önerilir. Cennetkuşları doğada serpildikten sonra, büyük ve ekili kuşhanelere ihtiyaç duyar. İklime alıştırıldıklarında dışarıda da bakabilirsiniz. Alternatif olarak içeride büyük bir kuşhane hazırlayabilirsiniz. Zorbalık yapabiliceğinden üreme mevsimi dışında foster mumgagaları ile beraber tutmayın. Cennetkuşları renklerini kaybettiğinde cinsiyetini ayırt etmek zorlaşabilir. bu durumda erkek kuşu dişi kuştan hafifçe uzun kuyruğu ve vucüdundaki daha koyu beneklerden ayırt edebilirsiniz.

üreme
Cennetkuşları kendi yavrularını büyütmez. Bunun yerine dişi kuşla yumurtalarını, kuluçkaya yatıp büyütücek diğer mumgagaların yuvalarına bırakır. Erkek kuşlar muhteşem tüylerini çiftleşme mevsiminin başında dökerler. Bir erkek kuşu bir çok dişi kuş ile barındırın ve üreme için pytilia türleri ile arkadaşlık ettirin. Melba ispinozu (Pytilia Melba) bu türlerin doğal ev sahipleridir, fakat cennetkuşu yavrularu ateş ispinozları (Laganostica S. Senegala) tarafından da büyütülebilir.


YUNUSLAR
Yunuslar ve balinalar diğer tüm memeliler gibi ciğerleri ile solunum yaparlar. Bu, onların su içinde iken balıklar gibi nefes alıp veremeyecekleri anlamına gelir. Bu nedenle nefes almak için düzenli olarak su yüzeyine çıkarlar. Başlarının üstünde hava alıp vermelerini sağlayan bir delik bulunur. Burası öyle tasarlanmıştır ki hayvan suya daldığında delik bir kapak tarafından otomatik olarak örtülür ve içeri su kaçması önlenir. Su yüzeyine çıkıldığında ise, kapak yine otomatik olarak açılır.
Boğulmadan Uyumayı Sağlayan Sistem

Yunuslar her nefes alışlarında ciğerlerinin % 80- 90'ını havayla doldururlar. Oysa çoğu insan için bu oran ancak % 15'i bulur.Yunuslar için nefes almak insanlarda veya diğer kara memelilerinde olduğu gibi bir refleks değildir, iradeli bir harekettir. Yani biz nasıl yürümeye karar veriyorsak, yunuslar da nefes almaya karar verir. Bu, hayvanın suda uyurken boğularak ölmemesi için alınmış bir tedbirdir. Yunus uykusu sırasında beyninin sağ ve sol yarım kürelerini yaklaşık on beş dakika arayla nöbetleşe kullanır. Bir yarım küre uyurken, diğer yarım küre yüzeye çıkarak hayvanın nefes almasını kontrol eder. Yunusların ağızlarındaki gagaya benzer çıkıntı ise sudaki hareketlerini kolaylaştıran bir başka tasarımdır. Hayvan bu yapı sayesinde suyu daha iyi yarmakta ve daha az enerji harcayarak, daha hızlı yüzebilmektedir. Modern gemilerin burunlarında da yunus ağzına benzer bir çıkıntı vardır. Bu hidrodinamik tasarım, gemilerin hızını da aynen yunuslarınki gibi artırmaktadır.





Yunusların Sosyal Yaşamı
Yunuslar çok büyük gruplar halinde yaşar. Güvenli bir koruma için dişiler ve yavrular böyle bir grubun ortasında yer alır. Grubun hasta üyesi yalnız bırakılmaz, ölene kadar grubun içinde tutulur. Bu güçlü dayanışma bağı, yeni bir yavru gruba katıldığı ilk günden itibaren başlar. Yunus yavruları önce kuyrukları dışarı çıkacak biçimde doğarlar. Bu sayede doğum tamamlanana kadar yavrunun havasızlıktan ölmesi önlenmiş olur. En son yunusun başı doğum kanalından çıkar çıkmaz, ilk nefesini alması için hızla su yüzeyine çıkarılır. Genellikle, yardım amacıyla anne yunusa bir başka dişi yunusda eşlik eder.

Anne yunus doğumdan sonra hemen yavrusunu emzirir. Süt emmek için dudağı olmayan yavru, annesinin karnındaki bir yarıktan çıkan iki süt kaynağından beslenir. Bu bölgeye ufak ağız darbeleriyle dokunduğunda süt fışkırır. Yavru her gün onlarca litre süt içer. Bu sütün % 50'si yağdan meydana gelir (ineklerde ise sütün sadece % 15'i yağdır). Bu yoğun kıvam sayesinde, yavrunun vücut ısısını dengelemek için ihtiyaç duyduğu yağlı deri tabakası hızla oluşur. Hızlı dalışlar esnasında diğer dişiler yavruyu aşağı doğru iterek yardımcı olurlar. Ayrıca, yavruya avlanmayı ve sonarını kullanmayı da öğretirler. Bu yıllarca süren bir eğitim safhasıdır. Bazıları yıllarca sevdikleri bir aile üyesinin peşinden ayrılmazlar. 30 sene boyunca bu böyle devam edebilir.
Yunuslar insanlarla kıyaslanamayacak kadar derin sulara dalabilirler. Bu konudaki rekor Balinagillerden amber balığına aittir. Amber balığı bir nefes alışla 3000 metre derine dalış yapabilir. Gerek yunuslar gerekse balinalar bu tip dalışlara uygun bir tasarımda yaratılmışlardır. Palet şeklindeki kuyruklar suya dalmayı ve yüzeye çıkmayı oldukça kolaylaştırır.

Dalış için yaratılmış bir başka tasarım da hayvanın ciğerlerinde gizlidir: Hayvan derine daldıkça üzerindeki suyun ağırlığı, yani basıncı artar. Bu basıncı dengelemek için, ciğerlerinin içindeki hava basıncını da giderek artırır. Ancak bu hava basıncı giderek çok yüksek derecelere çıkar. Aynı basınç bir insan ciğerine uygulansa, ciğer yırtılıp parçalanacaktır. İşte bu tehlikeye karşı yunusun vücudunda çok özel bir koruma yaratılmıştır: Yunusların akciğerlerindeki bronşlar ve hava kesecikleri, basınca karşı son derece dayanıklı kıkırdak halkalarla korunmuştur.

Yunusların vücutlarındaki bir diğer yaratılış örneği ise, vurgun tehlikesine karşı alınan tedbirdir. Dalgıçlar su yüzeyine hızlı çıkışlarda basınç farkından kaynaklanan bu tehlikeyle karşılaşırlar. Vurgunun nedeni, akciğerlere çekilmiş olan havanın ani bir biçimde kana karışarak damarların içinde hava kabarcıkları oluşturmasıdır. Bu baloncuklar kan dolaşımındaki düzeni bozarak ölüm tehlikesi meydana getirir. Balinalar ve yunuslar ise bizler gibi akciğerleriyle solumalarına karşın böyle bir problemle asla karşılaşmazlar. Bunun nedeni, derinlere dalarken insanlar gibi dolu ciğerle değil, boş ciğerle hareket etmeleridir. Ciğerleri hava ile dolu olmadığı için, bu havanın basınç değişikliği nedeniyle kana karışması ve dolayısıyla "vurgun yeme" tehlikesi ile karşı karşıya kalmazlar.

Ama asıl soru burada ortaya çıkar: Eğer ciğerlerini hava ile doldurmuyorlarsa, oksijensiz kalıp boğulmaktan nasıl kurtulurlar?

Bu sorunun cevabı, bu canlıların kaslarındaki yüksek orandaki "miyoglobin" proteinidir. Bu miyoglobin proteinleri, çok yüksek miktarda oksijen molekülünü kendi üzerlerine bağlar ve muhafaza ederler. Yani canlı için gereken oksijen, ciğerdeki havada değil, doğrudan kasların içinde saklanır. Yunuslar ve balinalar bu sayede uzun süre nefes almadan yüzer ve diledikleri kadar da derine dalabilirler. İnsanlarda da miyoglobin proteini vardır, ama çok daha az oranda olduğu için, aynı yüzme serbestliğini sağlamamaktadır. Yunus ve balinalara özel olan bu biyokimyasal ayarlama, elbette bilinçli bir tasarımın açık delilidir. Allah, her canlı gibi deniz memelilerini de içinde bulundukları şartlara en uygun vücut yapılarıyla yaratmıştır.

HERKES TEMİZ BİR DENİZ İSTER

 Şu resme bir bakın ne kadar da güzel bir resim.Bir düşünün hepimiz böyle bir deniz isteriz değil mi?Çünkü herkes temiz ve berrak bir denizde yüzmek ister.Tabi ki istemekle olmadığını hepimiz biliyoruz.Bunun için el ele vermeliyiz.Öncelikle denizlerimize çöp atmamalı,atanları uyarmalıyız.Tabi denizdeki canlıları da unutmamalıyız.Denizdeki canlıları da korumalıyız.Bunları uygularsak birkaç yıl sonra bakın bizimde denizlerimiz resimdeki gibi olacaktır.EKİN BAŞARAN


ÖRÜMCEK  (karadul)

 

            Karadul familyasından zeytin tanesi gibi siyah ve parlak örümcek.Genellikle karanlık yerlerde, tavan aralarında yaşar. Sekiz gözü vardır. Karın bölgesinde tepeleri birleşik iki üçgene benzeyen kum saati gibi bir işaret bulunur. Ortalama 10–12 mm büyüklüktedir. Avrupa'nın güney bölgesinde sık rastlanır.

            Ağ tuzakları kurarak avlanır. Çaprazvari tellerle ördüğü ağın ortasında kısa bir tünel bulunur. Burada böceklere pusu kurar. Dişi, eşleşmeden sonra çoğu zaman erkeğini yediğinden dolayı karadul olarak da bilinir. Dişisi, kuvvetli bir zehirde sahip olmakla beraber, sokmasından kaynaklanan rahatsızlık abartılmaktadır. Zehri, bir insanı öldürebilecek kadar tehlikeli değildir

PENGUENLER

YAZAN:Şimal Yıldız YURDAKUL

İmparator penguenlerinin kuluçkaya yattıkları dönem kutup kışına denk gelir. Erkek penguen yumurta üzerinde kuluçkadayken, dişisi doğacak olan yavrusu için besin bulmaya gider. Kuluçka yeri ile en yakın besin kaynağının arasındaki mesafe bazen 100 kilometreyi geçer. Anne penguen yavru yumurtadan çıkana kadar geçen 4 aylık süre içinde sürekli dolaşarak yavrusu için kursağında besin biriktirir. Anne yumurtadan çıkan yavruyu devreldığında, baba penguen uzun sürecek olan yürüyüşe çıkar.

Penguenler büyük gövdeli olmalarına karşın, yürüyüşlerini zorlaştıracak kadar küçük bacaklara sahiptir. Peki nasıl oluyorda buna rağmen kilometrelerce yürüyebilmektedirler?

Penguenler tıpkı bir hacıyayatmaz gibi sağa sola sallanarak yürürler. Aslında penguenler enerji tasarrufu yapabilmek için sarkaç benzeri bir yürüyüş yapmaktadırlar.

Aşırı kısa bacaklı olan penguenler, yana doğru adımlar atarak kaslarının daha az yorulmasını sağlar. Böylece her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depolarlar. Normal yürümüş olsalar kendi heybetlerindeki bir hayvandan iki kat daha fazala enerji harcamaları gerekirdi. Hayvan sadece yürümeye başlarken enerji harcar, bir de duruken
Penguenlerin bu özellikleri Allah'ın canlılar üzerindeki şefkat ve merhametinin en büyük delillerinden biridir. Kinetik ve potansiyel enerjinin birbirine dönüşümünü kullanarak enerji tasarrrufu sağlayacak bir yürüyüş yapmak hiç bir pengunenin kendi başına yapabileceği bir şey değildir. Allah ilham etmedikçe, hiç bir penguen potansiyel-kinetik enerji dönüşümünü bilemez ve bunu sağlayabileceği bir yürüyüş tasarlayamaz.

TAVŞANLAR

YAZAN:ŞİMAL YILDIZ YURDAKUL


Tavşanlar crepuscular canlılardır, yani en aktif oldukları süre günbatımı ve gündoğumu arasındaki ışıksız zamandır.

-  Kesinlikle otoburdurlar, yeşillik ve ot ile beslenirler.

-  Tavşanlar "kemirgen" ailesine değil, "tavşangiller" (Leporidae) ailesine aittirler ve genetik olarak atlarla akrabalıkları vardır. 

-  Yaşam zamanları 4-9 yıl arasında değişir.

- Büyük şehirlerimizde alınan yavru tavşanların ancak %20'si hayatta kalabilmektedir

-  Kısırlaştırılabilirler.

-  Sürekli evde olan tavşanlara kuduz aşısı yapılmasına gerek yoktur. Ancak insanlar ile aynı yerde yaşayan tavşanların iç ve dış parazitlere karşı koruma ilaçlamalarının yapılması gerekmeKtedir

-  Kulaklarından tutularak kaldırılmazlar!

-  Tavşanlar sosyal hayvanlardır ve yalnız kalırlarsa depresyona girebilirler.

-  İnsanların etrafında olmayı çok severler ama genellikle kucağa alınmaktan hoşlanmazlar.

-  Doğal olarak temiz hayvanlar olan tavşanlar kesinlikle tuvalet eğitimi alabilirler

-  Tavşanların ses telleri olsa bile pek ses ile iletişim kurmazlar. Hoşnutsuzluk sonucu homurdanabilirler, korktuklarında ve canları acıdıklarında tiz bir ses çıkarırlar, yetişkin dişiler çiftleşme isteği olduğu zamanlarda gurk gurk diye bir ses çıkartırlar.

-  Tavşanlar kendilerini çok fazla sesli ifade edemeseler bile ne hissettiklerini çok güzel anlatabilirler

-  Çok hassas yapıları olan hayvanlardır ve doğru tutulmazsa ve çok yüksekten bırakılırlarsa bel kemikleri veya ayakları kolayca kırılabilir.

-  Tavşanların su içmedikleri ve ihtiyaçları olan suyu sebzelerden aldıkları bilgisi kesinlikle yanlıştır. Tavşanlara her gün taze içme suyu verilmelidir.

-  Yaklaşık 50ye yakın değişik farklı tavşan türü bulunmaktadır.

-  Bebek tavşanlar gözleri kapalı ve tüysüz doğarlar. Bir süre yer altındaki yuvalarında annelerinin kendi tülerinden yaptığı minik yatakta yaşarlar.

-  Yeni doğmuş bir tavşana bir yabancı dokunmuşsa elinin kokusu bebeğin üzerine siner ve anne tavşan o bebeği evlatlıktan reddeder.

-  Tavşanlar korkunç bir üreme hızına sahiptir ve bu yüzden Avustralya’da milli felaket haline gelmişlerdi

-  Yine Avustralya’nın Queensland bölgesinde evcil hayvan olarak tavşan beslemek kesinlikle yasaktır ve çok yüksek para cezası vardır.

-  Tavşanlar diğer hayvanlar ile beraber yaşayabilirler, ancak köpek ve kediler konusunda sahibin ikisini çok iyi gözlemlemesi ve fazla yalnız bırakmaması gerekir ve risklidir.

-  Tavşanların en iyi anlaştıkları diğer hayvanlar deniz domuzları (guinea pigs) olarak bilinse de en son yapılan bir araştırmaya göre beraber bakılan guinea pig ve tavşanların davranışlar gözlenmiş ve birbirlerinden rahatsız oldukları tespit edilmiştir.

 

Bugün 3 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol